Nero Tarım Nero Tarım Nero Tarım Gplus
Kimyasal Gübrelerin Çevre Kirliliği Üzerine Etkileri ve Çözüm Önerileri

Anasayfa Yararlı Bilgiler Tarım Kimyasal Gübrelerin Çevre Kirliliği Üzerine Etkileri ve Çözüm Önerileri

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Derim Dergisi,

2008,25(2):24-34 ISSN 1300-3496

 KİMYASAL GÜBRELERİN

ÇEVRE KİRLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 İlker SÖNMEZ              Mustafa KAPLAN                      Sahriye SÖNMEZ

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü, Antalya, Türkiye

ÖZET

 Tarımsal  üretimde  yüksek  verim  elde  etmek  için  gübre  uygulamaları zorunluluk olarak görülmektedir. Ancak uygulanan gübrelerin miktarları, çeşitleri ve uygulama zamanlarının farklılık göstermesi ve bu alandaki bilgi yetersizliği nedeniyle canlı sağlığı ve çevre olumsuz olarak etkilenmektedir. Yapılan yanlış gübre uygulamalarıyla topraklarda tuzlanma, ağır metal birikimi, besin maddesi dengesizliği, mikroorganizma etkinliğinin bozulması, sularda ötrofikasyon ve nitrat birikimi, havaya azot ve kükürt içeren gazların verilmesi, sera etkisi vb. sorunlar oluşmaktadır. Bu derlemeyle, gübrelerin bilinçsiz ve fazla kullanımlarının oluşturacağı çevre ve sağlık sorunları ve bu sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Gübreleme, Çevre, Tuzluluk, Ötrofikasyon, Kirlilik, Toksisite

 EFFECT OF CHEMICAL FERTILIZERS ON ENVIRONMENTAL POLLUTION AND ITS PREVENTION METHODS

 ABSTRACT

It’s necessary  to use fertilizers to have high yield in agricultural production. However, due to the differences in amounts, types and application times of fertilizers and lack of knowledge in the sector, animal health and environment are effected negatively. As a result of in proper fertilization some problems such as salinization of soil, accumulation of heavy metals, imbalanced nutrients, negative charges in microbial activity, eutrophication in waters and nitrate accumulation, emission of gaseous nitrogen and sulphur compounds to air and greenhouse effect etc. occur. In These rewiew aims to reveal environmental and health problems cauesd by improper fertilization and to provide recommendations toward solving these problems.

Keywords: Fertilization, Environment, Salinity, Eutrification, Pollution, Tocsisity

1. GİRİŞ

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, ancak uygun tarım yöntemlerinin uygulanmasıyla mümkün olabilecektir. Ancak artan nüfusun gıda gereksinimlerinin artması ve bunun sonucunda oluşan pazarın ekonomik değerinin büyüklüğü birtakım çevresel zararlanmaların oluşmasına neden olmakta ve çevresel duyarlılık görmemezlikten gelinmektedir. Ancak yetiştiricilik aşamalarında yapılan yanlış uygulamalar, uygulayıcılara dolaylı yollardan ulaşmakta ve oluşan olumsuzluklar zaman içerisinde kendini göstermektedir.

Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı % 0.5 düzeyinde iken gelişmekte olan ülkelerde bu oran % 2.5’e kadar çıkabilmektedir. İmkânların daha sınırlı olduğu gelişmekte olan ülkelerde, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kimi zaman güvenlik ve çevre kirliliği gibi, etkileri uzun süre sonra ortaya  çıkabilecek  konular  daha  az  dikkate  alınmakta  ve  bunun  sonucu olarak tarımsal alanlarda kontrolsüz gübre ve ilaç kullanımı gündeme gelebilmektedir (Atılgan vd. 2007).

Tarım toprakları, bitki besin maddelerinin bitkiler tarafından alınması, yıkanması ve erozyona uğraması sonucu zamanla fakirleşmektedir. Bu nedenle; tarımsal üretimin en önemli kaynağı olan toprak; gübreleme, zararlılarla mücadele, işleme, sulama gibi tarımsal işlemler ile verimli hale getirilmeye çalışılmaktadır. Toprağın verimliliğini sürdürebilmesinde bitkilerce kaldırılan besin maddelerinin toprağa takviye edilmesi yani gübrelenmesi önemli konulardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Gübreler bu nedenle yıllardır önceliğini korumaktadır.

Ülkemizde bitki besin maddesine göre gübre tüketimi (83 kg/ha), dünya ortalamasının (95 kg/ha) altındadır(Dölekoğlu ve Çakaryıldırım 2003). Türkiye’de  1994  yılında  ortalama  84  kg/ha  gübre  kullanılmıştır (N+P205+K2O). 1990 yılında 4.995.407 ton olan kimyevi gübre tüketimi 2007 yılında 5.148.059 ton olarak gerçekleşmiştir(Güneri 2008). Kullanılan gübre miktarı  yıllara  göre  değişmekle  beraber  bazı  yıllarda  oldukça  yüksek değerlere ulaşmıştır. Seralarda özellikle yetiştiriciliğin yoğun olduğu sezon boyunca kimyasal gübreler çok miktarlarda kullanılmakta, bu nedenle su kaynakları özellikle kuyu suları tehlikeli boyutlarda kirlenebilmekte, bitkisel üretim miktarı ve ürün niteliği düşebilmektedir (Kaplan vd. 1999).

Bu derlemeyle, gübrelerin bilinçsiz kullanımlarının oluşturacağı çevre ve sağlık sorunları ve bu sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.

2. GÜBRELEME VE ZARARLI ETKİLERİ

Gübrelemenin çevreye olan zararlı etkileri dolaylı ve doğrudan etkiler olarak değerlendirilebilmesine rağmen, etki dereceleri ve süreleri daha fazla önem taşımaktadır. Gereğinden fazla ve uzun süreli gübre kullanıldığında; topraklarda tuzlanma, ağır metal birikimi, besin maddesi dengesizliği, mikroorganizma  etkinliğinin  bozulması,  sularda  ötrofikasyon  ve  nitrat birikimi, havaya azot ve kükürt içeren gazların verilmesi, ozon tabakasının incelmesi, sera etkisi gibi çevresel problemler oluşmaya başlamaktadır.  Bu problemlerin giderilmesi için yapılması gereken uygulamalar uzun süreçte ve ciddi ekonomik yatırımlar gerektirmektedir. Kimyasal gübrelerin çevreye olan olumsuz etkilerinden en önemlileri aşağıda belirtilmiştir.

2.1.   Toprak Tuzluluğu

Tuzluluk; toprakta veya sularda birim hacimde çözünebilir tuzların miktarını belirtir. Bu birikim doğal veya yapay olarak gerçekleşebilmektedir. Doğal oluşum; kurak-yarıkurak düz veya düze yakın havzalarda toprakta drenaj yetersizliğinde, yağışlarla tuzların taşınmasıyla veya aşırı sıcaklık koşullarında tuzların kapilarite ile yukarı çıkmasıyla oluşurken, yapay oluşum; yani  gübreleme  ile  oluşan  tuzluluk  yoğun  yetiştiricilik  yapılan  alanlarda yüksek konsantrasyonlarda kullanılan gübrelerin uzun yıllar boyunca birikimi ile oluşmaktadır (Sönmez ve Sönmez 2007, Özbek vd. 1999).

Kimyasal olarak bileşimi nötral tuzlar olan gübrelerin toprağa her yıl değişen ve artan oranlarda uygulanması toprak tuzluluğunu artırmakta ve böylece ürün verimi ve kalitesi olumsuz etkilenebilmektedir (Çizelge 1).

Çizelge  1.  Bazı  Gübrelere  Ait  EC  (Elektriksel  İletkenlik)  Değerleri  (gr/gübre/lt) (Çolakoğlu 2008)

Gübre İsmi

EC dS m-1

Monoamonyum fosfat

0.86

Monopotasyum fosfat

0.72

Potasyum nitrat

1.30

Potasyum sülfat

2.05

Magnezyum sülfat

2.70

Amonyum nitrat

1.45

Amonyum sülfat

2.90

Çizelge 1’de de görüldüğü üzere kimyasal gübrelerin tuz içeriklerinin yüksekliği, ihtiyaç fazlası kullanımında birikim etkisiyle ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Ayrıca gübrelerin ayrı veya birbirleriyle kombine kullanımları sonucu tuzluluk değerinin artabileceği göz önüne alınarak analiz sonuçlarına göre gübre programları belirlenmelidir.

Yüksek tuz konsantrasyonu bitkilerin verim ve kalitelerinde azalmaya neden olmakla birlikte toprağın fiziksel yapısında da özellikle Na iyonunun baskın olması durumunda önemli zararların oluşmasına neden olmaktadır (Sönmez ve Sönmez 2007). Yapılan çalışmalarda topraktaki tuzluluğun bitki gelişiminde  ve   verim   potansiyelinde   ciddi   kayıplara   neden   olduğu saptanmıştır. Nitekim Kotuby vd. (2007) tek ürün domates yetiştiriciliğinde tuzluluğun 2.5 dS m-1’ten 3.5 dS m-1’e çıkarılmasıyla üründe % 10 kayıp, 5 dS m-1 ‘ye çıkarılmasıyla üründe % 25 ve 7.6 dS m-1’ye çıkarılmasıyla üründe % 50 oranında azalma olduğunu belirlemişlerdir. Bazı sebzeler için EC sınır değerleri Çizelge 2’de verilmiştir.

Çizelge 2. Bazı Sebze Ve Meyvelerin Toprak Tuzluluğuna Göre Ürün Kaybı (Kotuby vd.2007)

Bitki

Eşik Değeri

Toprağın EC değeri dS m-1

Ürün Kaybı %

10

25

50

Domates

2.5

3.5

5.0

7.6

Biber

1.3

2.2

3.3

5.1

Ispanak

3.7

5.5

7.0

8.0

Marul

1.3

2.1

3.2

5.2

Havuç

1.0

1.7

2.8

4.6

Patates

1.7

2.5

3.8

5.9

Elma

1.7

2.3

3.3

4.8

Çilek

1.0

1.3

1.8

2.5

Sönmez ve Kaplan (2004) tarafından yapılan çalışmada; Antalya- Demre yöresinde domates yetiştirilen sera topraklarının 0-20 cm toprak derinliğinde % 93’ü, 20-40 cm toprak derinliğinde ise yaklaşık % 90’ı hafif ve yüksek tuzlu toprak sınıflarına dahil olmuşlardır. Benzer şekilde Antalya- Kumluca ve Finike yörelerinde Akay ve Kaplan (1995) tarafından yapılan çalışmada hıyar ve domates yetiştirilen sera topraklarının tuz içeriklerinin dönemsel değişimi incelenmiş ve toprakların tuz içeriğinin yetiştirme dönemi boyunca arttığı belirlenmiştir. Tuz içeriğinin artmasının nedeni olarak gübre uygulamaları gösterilmiştir

2.2.   Ağır Metal Birikimi

Endüstriyel   ürünlerin   üretiminde   ağır   metallerin  kullanılması nedeniyle, insanların ağır metallere maruz kalma oranı son 50 yılda çok ciddi bir şekilde artmıştır. Civalı amalgam dolgular, boyalar ve musluk suyundaki kurşun, kozmetik ürünleri, şampuan, saç ürünleri ve diş macunlarındaki kimyasal kalıntılar nedeniyle insanlar her an ağır metallerle iç içe yaşamaktadır. Ayrıca tarımda kullanılan gübreler ve ilaçlardan da önemli oranlarda topraklara toksik element bırakılmaktadır. Bu toksik elementlerden en önemlileri kadmiyum, kurşun, nikel, arsenik ve bakırdır. Bu ağır metallerin toprağa ulaşması daha çok fosforlu gübreler ve bu gübrelerin hammaddelerinden kaynaklanmaktadır. Yapılan araştırmalarda fosforlu gübre üretmek için yurt dışından ithal edilen ham fosfat kayasının ağır metal içerikleri önemli oranda yüksek bulunmuştur. Diğer gübrelere kıyasla fosfat kayasının en yüksek Cd ve As konsantrasyonuna sahip olduğu saptanmıştır (Köleli ve Kantar 2006).

Son yıllarda fosforlu gübre üretiminde ham kaya fosfatının yerini alan fosforik   asitin   hacim  ilkesine   göre   maksimum  Cd,   Pb,  Ni   ve   As konsantrasyonu ise  sırayla 114, 11, 201 ve 81 mg L-1 P’ olarak belirlenmiştir. Kurşun  konsantrasyonu  kompoze  gübrede  sınır  değerin  (100  mg  kg-1) yaklaşık 5 katına ulaşmıştır. DAP ve TSP’de arsenik konsantrasyonu, sınır değerini aşmamasına rağmen toplam 10 kompoze gübrenin 4’ünde arsenik konsantrasyonu  sınır  değer  olan  50  mg/kg  gübre  değerinin  üzerindedir. Tarım topraklarında verimi artırmak amacıyla tüketilen DAP, TSP ve kompoze gübrelerin özellikle Cd içeriği oldukça yüksektir (>8 mg/kg gübre). (Köleli ve Kantar 2006). Toprak ve sudaki Cd düzeyinin artması su canlıları, toprak verimliliği ve ekosistem faaliyetlerinde etkili olmakla birlikte bitki bünyesine geçerek fotosentez, solunum, iyon alımı, büyüme ve gelişme gibi birçok metabolik aktiviteyi etkilemektedir. Bu metabolik faaliyetleri etkilemesi nedeniyle verim ve kalitenin azalmasına yol açmaktadır (Asri vd. 2007).

Türkiye’de üretilen suni gübrelerin yaklaşık % 87’sinde Cd içeriği 8 mg kg-1  gübre sınır değerine yakın (7,5 mg kg-1  gübre) ya da 2-5 kat üzerindedir.  Topraktan  bitkiye  geçiş  oranı  çok  yüksek  olan  ve  toprakta oldukça hareketli olan kadmiyumun çok düşük konsantrasyonlarda bile özellikle çinko noksanlığında bitkiler tarafından kolaylıkla alınması ve bitkinin yenen kısımlarında birikmesi bu metalin çevre sağlığı açısından büyük bir tehlike potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Çünkü Türkiye tarım topraklarının yaklaşık % 50’sinde çinko noksanlığı olduğu bilinmektedir. Avrupa Birliği gübrelerdeki Cd değerinin 2006’ya kadar 60 mg Cd kg-1   P2O5, 2010’kadar 40 mg Cd kg-1     P2O5, 2015’e kadar ise 20 mg Cd kg-1     P2O5 değerine indirileceğini kabul etmiştir. Ülkemizde ne yurt dışından ithal edilen ham ve ara madde ne de üretilen fosforlu gübreler için herhangi bir standart uygulanmamaktadır (Köleli ve Kantar 2006).

Akdeniz Bölgesi bilindiği üzere seracılığın en yoğun yapıldığı, gübre ve tarım ilaçlarının yüksek miktarlarda tüketildiği bir bölgedir. Tarım ilacı olarak  yoğun olarak  Cu  içeren  preparatlar  kullanılmakta  ve  böylece toprakların  Cu kapsamları  artmaktadır.    Sönmez  vd.  (2006)  tarafından yapılan  bir çalışmada topraklara  farklı  oranlarda  Cu  uygulanmış   ve yetiştiricilik dönemi sonunda toprakta ve yaprakta bakır birikiminin olduğu belirtilmiştir.  Bu  durum canlı sağlığı  bakımından  tehlike  oluşturmaktadır. Artan Cu dozları meyve sayısı, kök kuru ağırlığı ve bitki boyunu azaltıcı etkide bulunmaktadır. Kaplan (1999) tarafından toprakların ve bitkilerin Cu içeriklerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmada da topraklardaki Cu  miktarlarının  %  91,9’unun  kritik toksisite  seviyesinin  (20  mg  kg-1) üstünde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca domates bitki örneklerinin % 24,8’inin kabul edilebilir Cu tolerans seviyesinin üzerinde olduğu saptanmıştır.

2.3. Ötrofikasyon

Ötrofikasyon,  sularda  azotlu  ve  fosforlu  bileşiklerin  miktarlarının artması sonucu alg ve yüksek su bitkilerinin oluşması ve miktarlarının artmasıyla su kalitesinin ve su yaşam ortamının bozulması olarak tanımlanmaktadır (Anonymous 2007). Söz edilen besinlerin temel kaynakları evsel atıklar (özellikle kanalizasyon), yoğun gübre kullanımı ile ortaya çıkan tarımsal atıklar ve balık yetiştiriciliği ile oluşan atıklardır. Son 15 yılda araştırmacılar bazıları toksik olan bu anormal bitki türlerinde artış olduğunu gözlemlemişlerdir.  Bu bitkiler  ötrofikasyona  neden  olarak,  direkt  toksik etkileri ile veya yenebilir olmadıkları için besin zincirini kırarak diğer organizmalara zarar verirler. Ötrofikasyon ve patojen mikroorganizmalar açısından önemli olan kanalizasyonlar (insan dışkısı ve kullanım sularından oluşan atık sular) ile denizlere kişi başına yıllık 3.2 kg azot ve 0.6 kg fosfor atılmaktadır (Kalkan, 2007). Su kaynağında 0.1 mg L-1 fosfor derişimi ötrofikasyon için su kalite ölçüsü olarak kabul edilmektedir (Egemen 2000).

Ötrofikasyonun oluşumundaki başlıca etkenler; besin elementleri, güneş radyasyonu ve derinlikle değişimi, su sıcaklığı, fitoplankton yapısı, su ortamının geometrik   özellikleri   ile   taşınım   ve   dispersiyon   şeklinde sıralanabilir. Sonuçları ise; dip tabakada oksijensiz ortam, içme ve kullanma açısından uygun olmayan su kaynağı, su ortamında yaşayan canlıların sayısında azalma, istenmeyen türlerin çoğalması, koku problemi, rekreasyon için uygun olmayan ortam olarak ortaya çıkmaktadır (Karpuzcu ve Koçalı 2007). Ötrofikasyonu önlemek için yapılabilecek en iyi uygulama temelde besin akışını azaltma ve durdurma (özellikle fosfor) şeklindedir. Ayrıca ötrofikasyonu önlemek için bazı fiziksel ve kimyasal yöntemlerde mevcuttur. Bunlar; besin elementlerini çökeltme, seyreltme, basınçlı su uygulama, filtreleme, suya algisit veya herbisit uygulama şeklindedir  (Hemens 2007).

2.4.   Sularda Nitrat Birikimi

Gübrelerden kaynaklanan kirlilik kapsamında üzerinde en fazla durulması gereken  ve  en  fazla  risk  unsuruna  sahip  olan  kirlilik  çeşidi sulardaki  nitrat kirliliğidir.  Çünkü  nitrat,  tarımsal  üretimde  kullanılan gübrelerle gün geçtikçe artan miktarlarda kullanılmakta ve toprakta birikmektedir. Biriken bu nitrat koşullara göre değişen miktarlarda yıkanarak toprak derinliğine hareket etmektedir (Korkmaz 2007). Toprakta mikroorganizmalar  tarafından  nitrifikasyonla  gübre  nitrata  dönüşür  ve nitratın negatif yüklü olması nedeniyle yıkanarak taban suyuna ulaşır (Atılgan 2007). İdeal koşullarda bile toprağa uygulanan azotlu gübrelerin ancak %50’sinin bitkiler tarafından kullanıldığı, % 2-20’sinin buharlaşma yoluyla kaybedildiği, % 15-25’inin killi toprakta bulunan organik bileşikler ile birleştiği ve geri kalan % 2-10’luk kısmının yüzey ve yer altı sularına karıştığı ifade edilmektedir (Korkmaz  2007).

Sulardaki yüksek nitrat seviyesi, canlılığın azalmasına, ölü çocuk doğumlarına, düşük doğum ağırlıklarına ve çiftlik hayvanlarında düşük ağırlıklara neden olmaktadır (Anonymous 2004). Nitrat iyonu insan vücudu için  toksik  değildir. Fakat  nitratın  indirgenmesi  ile  oluşan  nitrit  iyonları bebeklerde,  methemoglobin  adı  verilen  bir  hastalığa  neden  olmakta  ve ölüme kadar varabilen sonuçlar doğurabilmektedir (Anonymous 2006). Nitratın  toksik karakteri  üzerinde  çalışan  araştırmacılar  birim  alanda kullanılan azot miktarları ile mide kanserinin neden olduğu ölüm vakaları arasında  pozitif  bir korelasyon  olduğunu  belirtmişlerdir  (Zaldivar  1976).

Antalya-Kumluca  yöresi  kuyu  sularının  nitrat  içeriklerinin  belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmada, kuyu sularının NO3-  içeriklerinin 2.46-164.91 mg l-1 arasında değiştiği belirlenmiş ve yöre kuyu sularının yaklaşık %50’sinin  nitrat  kirlenmesine  maruz  kaldığını,  sulama  yaparken  sulama sularının NO3- içeriklerinin gübreleme programında dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir (Kaplan vd. 1999). Benzer şekilde Antalya-Demre yöresinde toprak ve  kuyu   sularının   nitrat   içeriklerinin   değişiminin   incelendiği araştırmada toprakta ve kuyu sularında nitrat değerlerinin dönemsel olarak artış gösterdiği ve kuyu sularının yaklaşık % 45’inin WHO tarafından izin verilen 50 mg l-   sınır değerini aştığı belirtilmiştir. Kuyu sularının yöre halkı tarafından  bazı  alanlarda içme  suyu  olarak  kullanıldığı  ve  bunun  büyük tehlike oluşturabileceği saptanmıştır (Sönmez vd. 2007).

2.5.   Diğer Olumsuz Etkiler

Yüksek düzeyde azotlu gübrelerin kullanıldığı topraklardaki bitkilerde nitrozamin gibi kanserojen maddeler oluşabilmektedir. Artan azotlu gübre kullanımı  havayı  olumsuz  etkileyen  amonyak  ve  azot  oksit  gazlarının çıkışlarına neden olabilmektedir. Artan miktarlarda atmosfere geçen diazot monoksit gazı ozon tabakasının parçalanmasını teşvik etmektedir (Taşkaya 2004). Ayrıca stratosfere ulaşan N2O ve NO gazları ise stratosferde yer alan ozonun parçalanmasına neden olmaktadır ve bu da azotlu gübrelerin aşırı kullanımından kaynaklanmaktadır (Çöpür ve Uysal 2004).

Ayrıca atmosferde bulunan ve sera etkisi oluşturduğu kabul edilen su buharı, karbondioksit, metan, hidrojen sülfür, klorlu florlu gazlar ve alt katmanlardaki troposferik ozon gibi azot oksitler de sera etkisi oluşumuna neden olmaktadırlar (Boyle ve Ardill 1989). Sera etkisi, doğal bir ısınma sürecidir. Atmosferde sürekli bulunan karbondioksit ve belirli bazı gazlar tıpkı seralarda olduğu gibi dünya’nın gerekli sıcaklığının korunmasını sağlarlar. Ancak, insan etkisiyle atmosfere daha yoğun olarak salınan bu gazlar, dünya yüzeyinin istenilenden daha fazla ısınmasına yol açar (Anonim  2006).

Kimyasal gübreler toprakta besin maddelerinin dengesinin bozulmasına da neden olmaktadır. Topraklara verilen fazla miktardaki azotlu ve fosforlu gübreler   bitkinin   ihtiyacından   daha   fazla   potasyum   almasına   sebep olmaktadır. Neticede potasyumda lüks tüketim ortaya çıkmaktadır. Bu denge bozukluğu topraktan bitkiye geçerek bitkinin verim kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Gereğinden fazla N’lu ve P’lu gübre uygulanması topraktaki mikro besin elementleri dengesini de bozmaktadır. Asit reaksiyonlu topraklarda pH değerini yükseltmek için uygulanan fazla miktarda kireç ve kireçli gübreler topraktaki dengeyi bozmakta, P, B, Fe ve Zn gibi elementlerin fikse edilmesini sağlamaktadır.

Bu olay bir yönden topraktaki dengeyi bozup, birikime sebep olurken, bir yandan da fikse edilen elementlerin noksanlığını gidermek  üzere  ilave gübreleme  yapmak  gerekmektedir.  Ayrıca,  fazla miktarda verilen P’lu gübreler toprakta mevcut olan Ca ile birlikte Zn ve Fe’in bitkiler tarafından alınmasını engelleyerek beslenme dengesini bozmaktadır (Topbaş ve Brohi, 1998).

Orman ve Kaplan (2004) serada domates bitkisinin beslenme durumunun belirlenmesi amacıyla  Kumluca  ve  Finike’de  yapmış  oldukları çalışmalarında, N/K oranlarının Kumluca ilçesinde 0.88-2.95, Finike ilçesinde 0.86-2.55 aralığında  olduğunu,  elde  edilen  sonuçlara  göre  bu  yörelerde azotlu gübre   uygulamalarında    dikkatli    olunması    ve    aşırı    azot uygulamalarından kaçınılmasının yanı sıra potasyumlu gübre uygulamalarının da iyi bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

Aktaş (2004); elmada kalsiyum noksanlığından ileri gelen acı benek ve diğer bazı depo hastalıkları  ile  domates,  biber,  kavun  gibi  sebzelerde  yine  kalsiyum noksanlığından ileri gelen çiçek burnu çürüklüğünün kalsiyum noksanlığından çok, K/Ca ve K+Mg/Ca oranının yüksekliğinden ileri geldiğini belirtmiştir. Çıtak vd.  (2007),  fizyolojik  bozuklukların  üstesinden  gelinebilmesi  için besinler arası oranların iyi ayarlanması gerektiğini belirtmişlerdir.

Kimyasal   gübreler   fazla   miktarda   kullanıldıkları   zaman   mikro organizmalardan solucanlar ve çeşitli toprak kurtçuklarına tahrip edici ve öldürücü etki yapmaktadır. Bu organizmalar ile direk temas eden gübre tozları öldürücü etki yapmaktadır. Topraklara aşırı azotlu gübreler verilmesi Rhizobium sp. gibi simbiyotik azot fikse eden mikro organizmaların aktivitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumda havanın serbest azotundan faydalanma yolu tıkanmaktadır. Buna ilave olarak verilen fazla azotlu gübreler nitrifikasyon bakterilerini faaliyetlerini sınırlandırmaktadır. Böylece masrafsız olan ikinci azot kaynağı da zarar görmektedir (Topbaş ve Brohi, 1998).

 3.      SONUÇ

Tarımsal uygulamaların en önemlilerinden birisi olan kimyasal gübreleme bir yandan üretimde katkılar sağlarken diğer yandan da birtakım olumsuzluklara neden olabilmektedir. Uygulama miktarı ve zamanı bu olumsuzlukların meydana gelmesinde önemli etkenler olarak görülmektedir. Tarım topraklarında kimyasal gübrelemeden kaçınmanın söz konusu olamayacağı  gerçeği  dikkate  alındığında, yanlışlıklarının  giderilmesi  ve özellikle organik gübrelerle desteklenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Türkiye topraklarının % 70’inden fazlası organik madde bakımından yetersiz durumdadır ve organik gübre uygulamalarına zamanla hız vermek kimyasal gübrelerin olumsuz etkilerinin minimize edilmesinde bir etken olabilecektir.  Ayrıca   organik   gübrelerle   kimyasal   gübrelerin   kullanım miktarları azalacak ve mevcut olumsuzlukların oluşması engellenebilecektir.

Kimyasal gübreler, uzman kontrolünde analiz sonuçlarına dayanarak hazırlanmış  bir  gübreleme  programı  ile  uygulandığında,  çevre  üzerine olumsuz etkileri azalarak ekonomik ve yüksek verim potansiyeli sağlanmış olacaktır. Bu amaçla toprak, bitki ve su analizleri gübre uygulamasında temel faktörler olarak ele alınmalı, ayrıca uygun sulama sisteminin seçilmesi de göz önünde tutulmalıdır. Gübre sarfiyatını minimize eden ve en etkin gübreleme sağlayan damla sulama yönteminin uygulama sahalarının uygun olduğu alanlarda yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.

Tarım alanlarının yakınlarında yaşayan ve yer altı sularını içme suyu olarak kullanan   insanların   bu   suları   kullanmak  yerine   alternatif   su kaynaklarına yönelmeleri, kimyasal gübrelerden yer altı sularına karışabilecek sağlığa zararlı bileşiklerden korunmalarında önemli katkı sağlayacaktır.

Yoğun kimyasal gübreye maruz kalmış alanlarda yetiştirilen ürünlerin insanlar ve   hayvanlar  tarafından  tüketilmeleri   bu   alanlardaki   zararlı bileşiklerin canlı bünyelerine geçmesine neden olabilecektir. Bu nedenle bu alanların da ıslah edilmeleri gerekmektedir.

KAYNAKLAR

Akay, S. ve M. Kaplan. 1995. Kumluca ve Finike Yörelerindeki Seraların Toprak Tuzluluğu   ve   Mevsimsel   Değişimi.   İlhan   Akalan   Toprak   ve   Çevre Sempozyumu, 7, A.289-298

Aktaş, M. 2004. Bitkilerde Beslenme Bozuklukları ve Tanınmaları. Türkiye 3. Ulusal

Gübre Kongresi, s:1118-1186.

Anonim, 2002. Türkiye İstatistik Yıllığı. T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Yayın No:2466, Ankara.

Anonim, 2006. İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık. Çevre ve Orman Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı Raporu.

Anonymous,2004.              Nitrate:  Health       Risk to Consumer. www.nitrate.com/nitrate1.htm

Anonymous,2006.   Nitrate and the World Health Organization   (WHO). http://www.lenntech.com/hazardous- substances/nitrate.htm#Nitrate%20drinking%20water%20standards

Anonymous,                   2007.     Problem     Posed     By     Fertilizers     and     Pesticides. www.manage.gov.in/managelib/faculty/monahari.html

Asri, F.Ö., S. Sönmez ve S. Çıtak. 2007. Kadmiyumun Çevre ve İnsan Sağlığı Üzerine

Etkileri. Derim Dergisi, 24, 34-41.

Atılgan, A., A. Coşkan, B. Saltuk ve  M. Erkan, 2007. Antalya Yöresindeki Seralarda Kimyasal ve Organik Gübre Kullanım Düzeyleri ve Olası Çevre Etkileri. Ekoloji Dergisi, 15, 62, 37-47.

Atılgan,  A.  2007.  Seralarda  Aşırı  Gübre  Kullanımı  Çevreyi  Tehdit  Ediyor.  Ekoloji

Dergisi, http://ekolojimagazin.com/?s=magazin&id=308

Boyle, S. and J. Ardill, 1989. The Greenhouse Effect: A Practical Guide to the Word’s

Changing Climate. Hodder and Stoughton Ltd., London.

Çıtak, S., S. Sönmez, M. Kaplan, 2007. Bitki Beslemede Besin Maddesi Oranlarının

Önemi ve Etkileri. Hasad Dergisi, Yıl: 22, Sayı: 262, 74-80.

Çolakoğlu, H. 2008. Sera Yetiştiriciliğinde Gübreleme. http://www.toros.com.tr/resim/Sera%20Yetiştiriciliğnde%20Gübreleme.pdf

Çöpür Z. ve S. Uysal, 2004.  Çorum İl Çevre Durum Raporu. http://www.cedgm.gov.tr/icd_raporlari/corumicd2003.pdf

Dölekoğlu, C.Ö. ve N.L., Çakaryıldırım, 2003. Gübre Sanayi. T.E.A.E-Bakış. www. aeri.org.tr

Egemen,  Ö.,  2000,  Environment  and  Water  Pollution,  Bornova,  E.Ü.  Faculty  of Fisheries Journals, 42, İzmir, 120p.

Guneri,  A.  2008.  Gübre  Üretim  ve  Tüketimi.  4.  Ulusal  Bitki  Besleme  ve  Gübre

Kongresi, 8-10 Ekim 2008, s:57-62.

Hemens,J. 2007. Water Eutrofication–A  20th  Century Problem. http://md1.csa.com/partners/viewrecord.php?requester=gs&collection=ENV& recid=7908508&q=eutrofication&uid=1078866&setcookie=yes

Kalkan, O. 2007. Deniz Kirliliği. www.bsm.gov.tr/makale/20018.asp?sayi=20018#01

Kaplan, M. 1999. Accumulation of Copper in Soils and Leaves of Tomato Plants in Greenhouses in Turkey. Journal of Plant Nutrition*, 22(2), 237-244.

Kaplan, M., S. Sönmez, ve S. Tokmak, 1999. Antalya-Kumluca Yöresi Kuyu Sularının

Nitrat İçerikleri. Turkish Journal of Agriculture and Forestry, 24, 1-9.

Karpuzcu,M.ve M. Koçalı, 2007. Göllerde Ötrofikasyon ve Çözüm Önerileri. http://www.ttkder.org.tr/KoseYazilari.asp?yazi=devam&id=9

Korkmaz, K. 2007.    Tarım  Girdi Sisteminde  Azot ve Azot    Kirliliği. http://www.ziraat.ktu.edu.tr/tarim_girdi.htm

Kotuby,J. R. Koenig,   and B. Kitchen, 2007. Salinity and Plant Tolerance. http://extension.usu.edu/files/agpubs/agso03.pdf

Köleli,  N.  ve  Ç.  Kantar,  2006.  Fosforlu  Gübrelerde  Ağır  Metal  Tehlikesi.  Ekoloji Dergisi, 9, 1-5.

Orman, Ş. ve Kaplan, M. 2004. Kumluca ve Finike Yörelerinde Serada Yetiştirilen Domates Bitkisinin Beslenme Durumunun Belirlenmesi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 17 (1), 19-29.

Özbek, H, Kaya, Z., Gök, M. ve Kaptan, H. 1999. Toprak Bilimi. Çukurova Üniversitesi

Ziraat Fakültesi Ders Kitapları Yayınları, 73:A-16, 574-575, Adana.

Sönmez, İ. ve Kaplan, M. 2004. Demre Yöresi Seralarında Toprak ve Sulama Sularının

Tuz İçeriğinin Belirlenmesi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, ISSN

1301-2215, Cilt 17, Sayı 2, S: 155-160.

Sönmez, İ., M. Kaplan, and S. Sönmez, 2007. An Investigation Of Seasonal Changes İn Nitrate Contents Of Soils and Irrigation Waters in Greenhouses Located in Antalya-Demre Region. Asian Journal of Chemistry, Vol. 19, No. 7, p:5639-5646.

Sönmez, İ. ve S. Sönmez, 2007. Tuzluluk ve Gübreleme Arasındaki İlişkiler. Tarımın Sesi Dergisi, Sayı: 16, S: 13-16.

Sönmez, S., M. Kaplan, N.K. Sönmez, H. Kaya,   and   İ. Uz, 2006. High Level of Copper Application to Soil and Leaves Reduce the Growth and Yield of Tomato Plants. Scientia Agricola, v.63, n.3, p. 213-218.

Taşkaya, B. 2004. Tarım ve Çevre. Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü, ISSN

1303-8346, Sayı:5, 1-8.

Topbaş, M.T, A.R. Brohi. ve M.R. Karaman. 1998. Çevre Kirliliği. T.C.Çevre Bakanlığı Yayınları. Ankara

Zaldivar,  R.  (1976).  Nitrate  Fertilizer  as  a  Environmental  Pollutants  Positive Correlation Between Nitrates Used Unit Are And Stomach Cancer Rates. Experienta 33, 264-265.